Kiloları dolaba kaldırın
Mart geldi, cemreler düştü. Herkes kışın kazakları siper edinen
kiloları verme paniğinde. İşte yazlık kıyafetlerinize yeniden
sığmanızı sağlayacak bazı temel bilgiler...
Bir düşünün: Son günlerde çevrenizdekilerden en sık
duyduğunuz söz ne? "Yaz geliyor, kilo vermem lazım." Evde
annenizden, kız kardeşinizden, iş teki dostlarınızdan,
sevgilinizden, herkesten aynı şeyi duymuyor musunuz? Mart geldi
ve güneş yüzünü gösterdi. Cemrelerin üçü de düştü. Havalar
bundan sonra da ısınmaya devam edecek ve yazlık kıyafetler
dolaplardan inecek. Ama kışın kalın paltoları, kazakları siper
edinen kilolar nedeniyle yine içlerine girilemeyecek. Hemen her
evde "Ne kadar kilo almışım" nidaları yankılanacak. Ardından
kilo verme paniği başlayacak, rejimler yapılacak, kışın sinek
avlayan spor merkezleri dolacak. Yine diyet devri başlayacak.
Ancak bir sorun var. Herkesin elinde bir diyet programı, her
kitapçıda bir diyet kitabı, her köşe başında diyetisyen
görüyoruz. Hangisinin iyi olduğunu nasıl bileceğiz? Sağlıklı
beslenmenin ve sağlıklı kilo vermenin belirli kriterleri var. Bu
temel noktaları bildikten sonra mantık yürüterek istenilen
sonuçlara ulaşmak mümkün. Görüşünü aldığımız Türk uzmanlar ile
ABD'deki beslenme uzmanlarının aşağıdaki görüşlerine kulak
verirseniz, sağlıklı beslenmenin çok da uzağınızda olmadığını
göreceksiniz...
BUNLARI BİLİN
* Sağlıklı ve
bilinçli beslenmek için parayı sokağa atmayın. Sağlıklı
beslenmek, pahalı beslenmek demek değildir.
* Kıtlıktaymış gibi rejim yapmanıza gerek yok. Haluk Saçaklı, "En önemli kural aç kalmak değil, her şeyden
yeter miktarda yiyerek sporla birlikte zayıflamak" diyor.
* Programı fiziksel aktiviteyle destekleyin. Yememek yeterli
değil, günde hiç değilse yarım saat spor yapmak şart.
* Boy-kilo oranına dikkat: Boy ile kilo arasındaki
orantısızlık, kalp krizi ve kanser riskini artırıyor. Ne Oliver
Hardy gibi olun ne Stanley Lorel.
* Pişmiş sebze ve meyve yiyin: Seçtiğiniz diyet ne olursa
olsun, bol bol haşlanmış sebze ve meyve içermesine dikkat edin.
Brokoli, ıspanak, kabak, karnıbaharın yararı büyük. Ne çekici
değil mi...
* Yağa dikkat: Yağ içinde yüzen yemeklere paydos. İlla
kullanmak istiyorsanız, zeytinyağını tercih edin.
* Şeker faktörü: Vücudunuz için şeker aslında göründüğü kadar
şeker değil. Şeker hastalığının fazla kilolu kişilerde daha
fazla görüldüğü kanıtlandı.
* Tuz dengesi: Tuzun fazla kullanımı kilonun yanı sıra düşük
kan basıncına da neden oluyor. Yemeğin tadına bakmadan tuzluğa
uzananlardansanız, "huyluyu huyundan vazgeçirmelisiniz..."
*Alkol tehlikesi: İşte diyetlerin "Olursa olmaz"ı... Hiçbir
diyette alkol yok. Çünkü yüksek kalorisi, gün boyu nice
yiyeceklere, tatlılara direnen bedeninizin beyaz bayrak açmasına
neden oluyor.
"Ne yerseniz osunuz" demiş, Goethe... ABD ve Avrupa bunu
yaşam felsefesi yapmış. Biz de başlayalım... "Yemek için
yaşamayalım, yaşamak için yiyelim."
PSİKİYATRİST GÖZÜYLE
Diyette
istenen sonuca ulaşmanın en önemli koşulu psikolojik açıdan
hazır olmak. Psikiyatrist Doç. Dr. Emin Ceylan, diyet sürecinde
en büyük problemin yüksek beklentilerle yola çıkmak olduğunu
söylüyor. Ceylan, bu süreci şöyle özetliyor: "Beklenti yüksekse
organizmanın talepleri arttıkça, yeme arzusu arttıkça, yavaş
yavaş bir düş kırıklığı yaşanmaya başlanır. İlk günler çile
çeker, kilo verirsiniz ama sonra kaçırırsınız. Bir düş kırıklığı
yaşanır ve bir anda vazgeçilir. Bunu yaşamamak için diyeti yavaş
başlamak, beklentileri düşük tutmak ve kilo verme süresini uzun
tutarak psikolojik gerginliği minimumda sabitlemek gerekir. Süre
uzadıkça psikolojik direnme gücünde bir artış olur ve alışkanlık
sonucunda psikolojik bir destek bulmaya başlarsınız."
Başarısızlıkların programa devamı engellememesi gerektiğini
söyleyen Ceylan, "İki gün sabır gösterip üçüncü gün herhangi bir
nedenle kaçırmak diyete son vermemeli. Ertesi gün kalınan yerden
devam etmeniz gerekir. Diyet gibi uygulamalarda 'Ya hep ya hiç'
kuralını uygulayamazsınız. Geçici başarısızlıkların geneli
etkilemesini engellemek şart" diyor.
Ceylan, "Diyete başlarken kendine başkalarını örnek almak
yerine kendimizi model almalıyız" diye konuşuyor.
DİĞER YARINIZLA SAVAŞ
Diyetin
insanın diğer yarısına karşı verdiği bir savaş olduğunu ifade
eden Ceylan, "Bu, insanın en çetin savaşlarından biridir. Çünkü
vücudunuzun bir yarısına karşı diğer yarıyla savaşırsınız.
Kuvvetiniz yarı yarıya düşmüş demektir. Ama kendi başarınızı
gördükçe güven artar, psikolojik güç yükselir. Kendinizi taktir
etmeye başlarsınız. Diyet programlarında insanın kendini
eleştirmemesi ama sürekli takdir etmesi çok önemlidir. İçsel
gerginlik, şişmanlama nedenlerinden biridir" diye konuşuyor.
Diyet programlarında başarılı olanların bir süre sonra eski
kilolarını geri aldıklarına da dikkat çeken Ceylan, "Çünkü
başkalarının yapamadığını düşündükleri için gizli bir zevk
alırlar. Bunu hep sürdürmek isterler. Ama bu uzun vadede
kendilerine kaybettirir. Diyet, belirli bir dengede
bırakılmalıdır" diyor. Diyette başarılı olanların "Ben nasıl
olsa yine veririm" mantığıyla hareket etmesinin de son derece
yanlış olduğunu söyleyen Ceylan, "Böyle hareket eden kişi birkaç
kez daha başarılı olabilir. Ama en sonunda verdiği kiloları geri
alır" diye konuşuyor.
AÇIL SEZEN
|
|